AIDS

Sagliksever.com
20:52 15 Kasım 2016

AIDS; günümüzde yaygın olarak görülen ve dünya üzerinde yaşayan her 10 insandan birinde görülen bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Vücudun direnç sistemi olan bağışıklık sistemini zayıflatan ve her hangi bir hastalık virüsünün kolayca enfeksiyon oluşturmasını sağlayan AIDS hastanın kısa sürelerde ölmesine neden olabilir.

Nedir?

Edinsel bağışıklık sistemi sendromu olarak tanımlanmış olan, HIV adı verilen virüsü ile kan yoluyla ve cinsel ilişki ile bulaşan, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. Hiv virüsü insan vücuduna girdiğinden hemen enfeksiyon oluşturmaz. Uzun yıllar taşıyıcı olan bireylerde 5 ile 12 yıl arasında bir kuluçka süresi sonrasında hastalık kendisini gösterir. Kişi bu kadar yıl Hiv virüsü taşıyıcısı olduğu gibi bu virüsü başkalarına da bulaştırabilir. Amerika’da ortaya çıkan AIDS kısa sürede dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre 1300 adet, dünya genelinde , ise 87 bin AIDS hastası mevcuttur.   Dünya üzerinde AIDS ile mücadele adı altında bir çok kurum ve kuruluş resmi ve gönüllü olarak faaliyet göstermekte olup toplum yararına çalışmalar yaparak AIDS hastalığının tanıtımını yaparak insanları bilinçlendirme çalışmaları yapmaktadır.

Nedeni

AIDS, kendiliğinden oluşan bir hastalık türü değildir. Hiv virüsü ile yayılan ve bulaşan bu hastalık kan yolu ile ve cinsel ilişki ile bulaşabilir. Hiv virüsü bulaşması sonrasında kuluçka dönemi boyunca vücudun bağışıklık sistemini oluşturan CD4 hücreleri yıkıma uğratır. CD4 hücreleri vücudun temel bağışıklık hücreleri olduğu için yıkımı sonrasında vücut savunmasız hale gelir. En basit hastalık virüsüne karşı savunmasız  hale gelen vücudumuz kendini yenileyemez ve ölüm kaçınılmaz son olur.

Belirtileri

Hiv virüsü bulaştıktan sonraki ilk 6 hafta virüsün çoğalma evresi olarak tanımlanmaktadır. Çoğalma döneminde akut enfeksiyonlara sebep olan Hiv virüsü bu dönemde değişken belirtiler gösterir. Bu belirtiler;

  1. Yüksek ateş,
  2. Farenjit oluşumu,
  3. Lenf bezlerinde büyüme ( Lenfadenopati ),
  4. Derinin pul pul dökülmesi,
  5. Şiddetli ishal oluşması,
  6. Sürekli baş ağrısı görülmesi,
  7. Bulantı ve kusma hali görülmesi,
  8. Karaciğer büyümesi ve dalak şişmesi,
  9. Pamukçuk hastalığı görülmesi,  en sık görülen belirtilerdir.

Bu belirtilerin dışında sürekli tekrarlayan uçuk görülmesi, lenf bezlerinde hormonal düzensizliklerin sürekli tekrar etmesi, deride kırmızı lekeler ve yaralar oluşması, kilo kaybı, mantar ve bakteri oluşması, protozon hastalığının oluşması da bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak ortaya çıkan belirtileridir.

Bulaşma Yolları

aids-bulasma-yollari
AIDS en çok cinsel ilişki yoluyla bulaşmaktadır.

Hiv virüsünün bulaşması iki yolla olur. Bu yollardan birincisi cinsel ilişkiye girmek ikincisi ise kan yoluyla bulaşmasıdır. Kanında Hiv virüsü bulunan bir erkeğin  sperm sıvısında, kanında hiv virüsü bulunan bir kadının vajina salgısında hiv virüsü bulunur.  Cinsel ilişki sırasında penis, vajina, anüsünde, ağzındaki zedelenmiş dokularda, derideki çatlaklardan   vücuda girerek kana karışır. Hastalık virüsü taşıyan biri ile cinsel ilişkiye girilmesi sonrasında Hiv virüsü bulaşan kişi taşıyıcı olur. Ayrıca  kan yolu ile anneden bebeğe bulaştığı gibi diş eti kanaması olan kişiler ile öpüşen bireylerde de AIDS virüsü bulaşması olasıdır.  Hiv virüsü; erkekten erkeğe, erkekten kadına, kadından kadına bulaşabilir.

Tanısı

aids-tanisi
AIDS sadece ELISA adı verilen tarama yönyemiyle teşhis edilebilmektedir.

AIDS hastalığının tanısı ELISA adı verilen bir tarama yöntemi ile belirlenmektedir. ELISA testi sırasında kanda Hiv virüsü tespit edilmiş ise pozitif veya negatif olup olmadığını belirlemek için  anti hiv testleri de yapılmak zorundadır.   Anti Hiv testi sonrasında kandaki virüsün HIV pozitif olduğu görüldüğünde ancak kesin tanı konulabilir. Bu testler negatif çıksa dahi her 6 ayda bir tarama yapılmalı ve kesin tanı koyulmalıdır. AIDS hastalığı için başka bir tanı yöntemi yoktur.

Tedavisi

aids-tedavisi
AIDS ilaçlarının pahalı olmasından dolayı antibiyotik olma özelliği taşıyan bitkiler tercih edilmektedir.

Gelişen  tıp teknolojisi AIDS için bir tedavi yöntemi geliştirilemiştir. Bu nedenle kesin bir tedavi yöntemi olmayan bu hastalığın  virüsünden korunmamızı sağlayacak bir aşı da geliştirilememiştir. Tedavi yöntemi olarak bir kaç ilacın bir araya getirilmesi ile bağışıklık sisteminin direncinin artırılması sağlanmakta ve hastanın sadece yaşam süresi biraz uzatılabilmektedir. AIDS, bağışıklık sistemini zayıflattığı için yaşam boyu  tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Günümüzde AIDS hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar çok pahalı ilaçlar olduğundan doğal antibiyotik özelliği olan bitkiler kullanılmakta ve bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalığın etkisinin azaltılarak hastanın biraz daha uzun yaşaması sağlanabilmektedir.

Korunma Yolları

AIDS ten korunmak için cinsel ilişki sırasında mutlaka korunulması gerekir.  Her birey potansiyel bir hasta adayı olduğu için cinsel ilişki sırasında korunulması zorunludur. Güvenli bir cinsel ilişki Hiv virüsünün yayılmasını önleyen en önemli yollardan biridir. Ayrıca  kan yoluyla bulaşan bir hastalık olduğu için  AIDS testi yapılmamış hiç bir kan kullanılmamalı, kan alış verişi sırasında kullanılan araç ve gereçler sürekli değiştirilmeli,  sterilize edilmemiş olan hiç bir cerrahi alet kullanılmamalı, Hiv virüsü taşıyıcı olan hastaların kullandığı araç ve gereçlerden uzak durulmalıdır.

Hakkında

AIDS; kan yoluyla bulaşan bir hastalık olduğu için yanaktan öpüşme, tokalaşma, aynı tabaktan yemek yeme, aynı çatalı kullanma gibi durumlarda bulaşmaz. Böcek veya sivrisinek gibi canlıların ısırması ile de bulaşmayan hiv virüsü sadece cinsel ilişki ve kan yoluyla bulaşabilmektedir. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında korunulması, AIDS hastaları ile ilişkilerde dikkat edilmesi toplumsal tedbirler içerisinde yer almaktadır.

15 Kasım 2016Sagliksever.com0



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


Top